• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C

Bedeniniz Sizinle Konuşur mu?

Dr. Tayfun DOĞAN

İnsan, ruhuyla bedeniyle bir bütündür. Bu bütünlük içerisinde duygular, düşünceler, diğer insanlarla olan ilişkiler, fiziksel sağlık ve manevi yaşam gibi pek çok değişken bulunmaktadır. Bunlardan birisinde meydana gelen olumsuzluk ya da aksaklık, ruh-beden dengesini bozmakta ve bireyin kendisini kötü hissetmesine neden olmaktadır. Bundan dolayı yaşamda mutluluk ve huzuru yakalayabilmek, bir başka deyişle iyilik halini sürdürebilmek için ruh beden dengesini korumak gerekmektedir.

Kimi zaman bireyin ruhsal dengesi öylesine bozulur ki, beden alarm vermeye ve bizimle konuşmaya başlar. İnsan bedeninin ve ruhunun kaldırabileceği bir yük kapasitesi vardır. Bu kapasitenin sınırı her bireyde farklıdır. Bu sınır zorlanmaya başlandığında beden derdini anlatmaya çalışır. Ama bedenin konuşması, bizim konuşmamıza benzemez. Onun farklı bir lisanı vardır. Bedenlerimiz kimi zaman saç dökülmesi, kimi zaman çeşit çeşit ağrılar, panik atak nöbetleri ya da depresyon gibi yollarla konuşur.

Nihan ailesinden hiç sevgi görmemişti. Sevgi bir yana psikolojik şiddete maruz kalıyor, sürekli aşağılanıyor, hakarete uğruyor ya da ihmal ediliyordu. Evliliği kurtuluş olarak gördü ve bir hayırsızla evlendi. Aradığı mutluluğu ve sevgiyi eşinde de bulamamıştı. Bedeni ve ruhu artık bu yükü kaldıramıyordu. Panik atak nöbetleri geçirmeye başladı. Kendisini boğuluyormuş, kalp krizi geçiriyormuş ve nefessiz kalıp ölecekmiş gibi hissediyordu. Aslında bedeni Nihan’la konuşuyordu kendi lisanınca… “Dayanamıyorum, kurtar artık beni bu sıkıntılardan” diyordu.

Tarık, iş yoğunluğundan bunalmıştı. Kendisine hiç zaman ayıramıyordu. Varsa yoksa işti. Tatili unutalı uzun zaman olmuştu. Sık sık migren ağrıları tutuyordu ve dünyası zindan oluyordu. Karanlık bir odaya kapanıyor ve ağrı kesicilerle migren nöbetini atlatmaya çalışıyordu. Aslında Tarık’ın bedeni de biraz sertçe de olsa onunla konuşuyordu. Ama o bedenini dinlemek yerine ağrı kesicilerle onu susturmaya çalışıyordu.

Nilüfer, başarılı ve hırslı bir iş kadınıydı. Mükemmeliyetçi bir kişilik yapısına sahipti. Yaptığı hiçbir iş onu memnun etmiyordu. Karşı cinsten kimseyi de beğenmiyordu. Kimseye belli etmek istemiyordu ama yapayalnızdı. Çoğu zaman dayanılmaz sırt ağrıları çekiyordu. Nilüfer’in bedeni de onunla konuşmaya çabalıyordu ama dinlemiyordu Nilüfer.

Konuşan bedenleri karşısında ne yapıyordu bu kişiler? Çoğu zaman ilaç vererek onu susturmaya çalışıyorlardı. Yani yaptıkları aslında yalnızca belirtileri yok etmekten ibaretti. Oysa sorunlar olduğu yerde duruyordu. Sinekleri öldürüyoruz ancak bataklığı kurutmak hiç aklımıza gelmiyor. Ne yapmalı peki? Çözüm nedir? Çözüm, eğer kendi kendimize baş edebiliyorsak sorunların kaynağını bulup çözmektir. Çözüm, içimize bakmak ve kendimizi anlamaktır. Yaşamdan beklentilerimizi gözden geçirmek, bize ağırlık yapan ama fayda sağlamayan yüklerimizi atmaktır. Kolay mı bunları yapmak? Hiç sanmıyorum. O halde bunları yapamıyorsak çözüm profesyonel psikolojik yardımdır, psikoterapidir.

Doç. Dr. Tayfun Doğan

dogantayfun@msn.com

Bu yazı toplam 3286 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Birinci Bölge | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.