• BIST 91.387
  • Altın 213,887
  • Dolar 5,3390
  • Euro 6,0627
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C

Beykoz, Tarihi ve Kültürel Birikimi İle Cazibe Bölgelerden Biri

Beykoz, Tarihi ve Kültürel Birikimi İle Cazibe Bölgelerden Biri
İstanbul’un, Anadolu yakasında yer alan ilçelerinden biri olan Beykoz, yemyeşil doğası, tarihi ve kültürel birikimi ile en cazibeli bölgelerden biri durumundadır.

Beykoz gezilecek yerler açısından en şanslı ve zengin ilçelerden biridir. Zira, bu bölgede hem birçok doğal güzellik, hem de tarihi eser mevcuttur. 

Bunlardan bazılarını şu şekilde sıralamak mümkündür

Anadoluhisarı Nisangahı

1811 yılında Sultan II.Mahmud'un (1808-1839) adına dikilmiştir. Beykoz Belediyesi tarafından yenileme bakımı ve çevre düzenlenmesi yapılmıştır.

Osmanlı padişahlarından Sultan II Mahmud'un 1811 yılında Göksu çayırından tüfekle ateş edip hedefi vurduğu Yenimahalle yamaçlarındaki noktaya dikilmiş bulunan, mermerden yapılmış yaklaşık 6.5 metre yüksekliğinde ve 1.5 metre çapında bir nişangahtır. Üzerinde yazı ustası Yesari Zade Mustafa İzzet Efendi tarafından yazılmış 20 satırlık bir açıklama bulunmaktadır.

beykoz-1-anadolu-hisari-nisangah.jpg


Yuşa Tepesi

Yûşâ Peygamber, bir rivâyete göre, Hz. Musa ile birlikte Mecmeul-Bahreyn'e (Boğaziçi) gelmiş ve burada vefât ederek bu tepeye gömülmüş. Bu yüzden de tepenin adı Yûşâ olmuş. 

Beykoz İlçesi'nde, İstanbul'un denize en yakın ve en yüksek tepesi, Yûşâ Tepesidir.(200 metre). Buradaki yapıları ve camiyi, 3.Osman'ın sadrazamlarından 28.Çelebizâde Mehmet Said Paşa yaptırmıştır; fakat çeşitli depremler ve yangınlarla çok fazla tahrip olmuştur. Günümüzdeki yapılar, 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından onartılmıştır.

Yûşâ (A.S.), Hz.Yusuf'un neslinden olup, Hz Musa ile aynı zamanda yaşamıştır. Hz Musa'nın genç Yûşâ ile “iki denizin birleştiği yere kadar” yaptıkları tarihi ve gizemli yolculukları ve burada Hızır (A.S.) ile buluşmaları, Kurân-ı Kerîm'de Kehf Suresi'nin 60-65. ayetlerinde anlatılır.

Yûşâ Aleyhisselam'ın adı aslında "Yeşu" olup Arapça'ya "Yûşâ" diye geçtiği rivayet edilir. Yûşâ bin Nun bin Efrayim bin Yusuf bin Yakup bin İshak bin İbrahim Aleyhisselam'dır. Yûşâ Aleyhisselam'ın babasının adı, "Nun"; annesinin adı ise "Meryem"dir. Yûşâ Aleyhisselam'ın annesi, Hz. Musa'nın kız kardeşidir.

Yûşâ bin Nun Aleyhisselam; orta boylu, buğday tenli, büyük gözlü, mücâhit, gâzî ve yiğit bir zâttı. 

beykoz-2-yusa-tepesi.jpg


Anadoluhisarı Namazgahı

Beykoz Belediyesi sınırları içinde bulunan Anadoluhisarı’ndaki namazgâh, Sultan Yıldırım Beyazıt’ın İstanbul’un fethi için 1396’da yaptırdığı Anadoluhisarı Kalesi bitişiğinde yer alıyor. Fatih Sultan Mehmet tarafından fetih hazırlıkları kapsamında güçlendirilip genişletilen kalede topların bulunduğu kısım yükseltilirken askerlerin ibadet edebilmesi için bir de namazgâh yaptırıldı.

3 Aylar ve yaz döneminde Beykoz Belediyesi tarafından düzenlenerek bir dönem için ibadete açılmıştır.

beykoz-3-anadoluhisari-namazgahi-001.jpg


Abraham Paşa Korusu

Beykoz Korusu ya da Abraham Paşa Korusu, İstanbul Boğazı sırtlarında, Beykoz Merkez mahallesi ile Paşabahçe mahallesi arasında geniş bir arazi üzerine yayılmıştır. Yüzölçümü 27,9 hektardır. Boğaz'a bakan yamaçlardan başlayarak içlerde Riva'ya kadar uzanır. Doğuda doğal ormanlarla bütünleşir.

Koru adını, Mısır Hıdivi Mehmet Ali Paşa'nın yakın adamlarından olan Ermeni kökenli Erem Amira'nın torunu Abraham Paşa'dan (1833-1918) almaktadır. Abraham Paşa, dönemin Osmanlı padişahı Abdülaziz'le dostluk kurmuş ve bir rivayete göre padişahla oynadığı bir tavla oyununda galip gelmesi üzerine bu korunun bulunduğu geniş araziyi kazanmıştır. 

Türkiye ikliminde doğal olarak yetişmeyen, yurtdışından getirilmiş egzotik bitki ve ağaçlar dikilmiştir. Koru içinde küçük bir tiyatro yaptırılmışsa da, bu tiyatro 1937 yılında çıkan bir yangında yıkılmıştır. İki büyük yapay mağara, beş havuz, kayalarla oluşturulmuş 3 yapay çağlayan bulunmaktadır. Havuzlardan birinin içinde küçük bir yapay ada vardır.

beykoz-4-abraham-pasa-korusu.jpg


Beykoz Kasrı

Beykoz "Mecidiye" Kasrı, İstanbul'un Beykoz ilçesinde yer alan tarihi bir kasırdır. Yalıköy semtinde Hünkâr İskelesi olarak anılan alanın güneyinde yer alır.

Denizden başlayarak teraslar halinde yükselen bir peyzajın tepe noktasında ağaçlar arasında yer alan kasır, Batılılaşma dönemi mimarlığının bir örneğidir. Kasrın yapımı 1845 yılında Mısır valisi Mehmet Ali Paşa tarafından başlatılmış; paşanın ölümü üzerine, 1854'te oğlu tarafından tamamlatılmış ve dönemin padişahı Sultan Abdülmecid'e (1839-61) armağan edilmiştir. İki katlı ve simetrik yapılı olan binada orta sofalı şema tercih edilmiştir. 

Yapının bahçesinde iç duvarları istiridye kabukları ile bezenmiş “dağ hamamı” olarak anılan küçük bir dinlenme köşkü mevcuttur. Osmanlı geleneğinde bulunan serdap köşklerinin 19. yüzyıldaki bir uygulaması olarak görülen köşk, sıcak yaz günlerinde serin bir ortam sunmaktadır.

beykoz-5--beykoz-kasri.jpg


İshak Ağa Çeşmesi (Onçeşmeler)

İstanbul'un kaynak su havzasının yer aldığı Beykoz'un en önemli çeşmesi olan İshak Ağa Çeşmesi, Türk çeşme mimarisinin de şaheserlerinden biri olarak kabul ediliyor.

500 yıllık tarihi Mimar Sinan'a dayandırılan çeşme günümüz mimarisine Gümrük Emini İshak Ağa tarafından H. 1159 (M. 1746) yılında yapılan restorasyon çalışmasıyla ulaşmıştır. Yüzyıllar içinde birkaç defa büyük restorasyon geçirmiştir.

beykoz-6-ishak-aga-cesmesi-(oncesmeler).jpg


İshak Ağa Çeşmesi, 3 sıra halinde 8 mermer sütunla, sivri kemerlerin taşıdığı geniş saçaklı bir çatı altında, 6 metre eninde, 8 metre boyunda ve 4 metre yüksekliğinde inşa edilmiştir. Çeşmenin ön kısmı yol seviyesinden aşağıda olduğundan mermer zemine yine mermer basamaklarla iniliyor.

Onçeşmelerin tunçtan yapılmış on lülesinden 500 yıldan beri gece-gündüz kesintisiz su akmaktadır. Bu lülelerden ortadaki ikisi büyük, iki yandaki dörder lüleler ise küçüktür.

Küçüksu Kasrı

Anadolu yakasında, Anadolu Hisarı’nın güneyinde Göksü ve Küçüksu derelerinin arasında deniz kıyısında yapılmıştır.

Bu Kasır'ın bulunduğu mesire alanına ara sıra giden Sultan I.Mahmud (1730-1754)'un uzun süre burada kalabilmesi için Divitdar Emin Mehmed Paşa, deniz kıyısına iki katlı ahşap bir saray yaptırmış, bu yapı Sultan III. Selim (1789-1807) ve Sultan II. Mahmud (1808-1839) dönemlerinde de onarılarak kullanılmıştır.

beykoz-7-kucuksu-kasri.jpg

Sultan Abdülmecid (1839-1861) dönemi, özellikle saray ve kasır mimarlığında Batılı biçimlerin tercih edildiği yıllardır. Sultan Abdülmecid, Dolmabahçe ve Ihlamur yapılarında olduğu gibi Küçüksu Kasrı’nın bulunduğu alanda da eski ve ahşap yapıyı yıktırarak, yerine bugünkü kasrı yaptırmıştır.

Anadolu Hisarı Kalesi

Anadolu Hisarı, İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasında ve en dar noktasında I.Beyazıd tarafından yaptırılan kaledir.Yenihisar, Güzelcehisar ve Güzelhisar diye bilinen isimleri de vardır.Kaynaklar, yapım tarihi konusunda ittifak edemezken 1390, 1391 ve 1395 yıllarını göstermektedir.

Bir iç kale ve bir dış kale duvarından oluşmaktadır.Bu iç kale de İstanbul'un en eski Osmanlı yapısı olması hasebiyle önemlidir.Kalenin yapılmasındaki gaye o vakit abluka altına alınan İstanbul'a Karadeniz'den gelecek muhtemel askeri desteğe mani olmak ve boğazdaki deniz trafiğini denetlemekti.

Kale, İstanbul'un fethinden sonra stratejik olarak öneminin azalmasına rağmen 1624'te Kazakların boğaza yaptıkları akınla beraber payitahtın müdafaası açısından yeniden önem kazandı.

beykoz-8-anadolu-hisari-kalesi.jpg

Yoros Kalesi

Anadolu yakasında bulunan ve Boğaz’ın Karadeniz girişinin doğu tarafında bulunan kale, Rumeli Kavağı üzerinde bulunan İmros Kalesiyle birlikte boğazın girişini kontrol etmek amacıyla kurulmuştur.

Anadolukavağı Kalesi veya Ceneviz Kalesi olarak da bilinen bu kalenin adı, "kutsal yer" anlamına gelen Hieron'dan geliyor görüşü oldukça yaygın.Yoros adının doğrudan doğruya "dağ" anlamındaki "oros"tan gelmiş olması da düşünülebilir, belki de bu görüş daha doğrudur. 

beykoz-9-yoros-kalesi.jpg

Yoros Kalesi'nin bir Ceneviz yapısı olduğuna inanılır. Oysa değildir. Kulelerinden birinde görülen tuğladan harflerle yazılmış Grekçe kitabe, buranın Bizans inşaatı olduğunu gösterir. 14. yüzyılın başlarında, 1305'te kale, Şile Kalesi ile birlikte Türklerin eline geçmiş, ancak fazla bir süre elde tutulamamıştır. 1348'den itibaren de, Karadeniz ticaret yolu hakimiyetine sahip bulunan Cenevizliler buraya hâkim olurlar. Fakat 14. yüzyılın sonlarında, Boğaziçi'nin Anadolu yakasına tamamen hâkim olan Osmanlılar tarafından tekrar fethedilmiştir.


Hıdiv Kasrı


Hıdiv Kasrı, İstanbul’un Beykoz ilçesindeki Çubuklu sırtlarına 1907 yılında Mısır’ın son hıdivi Abbas Hilmi Paşa tarafından İtalyan mimar Delfo Seminati’ye yaptırılmıştır. Dönemin mimari modasına uygun olarak art nouveau tarzındadır.

beykoz-10-hidiv-kasri.jpg

Hıdivlik makamı, Osmanlı İmparatorluğu’nun Mısır valilerine verdiği ünvandır. Osmanlı’nın Mısır valilerinden olan genç yaştaki “Hıdiv Abbas Hilmi Paşa”‘nın,19. yüzyılın sonlarında, Mısır’daki İngiliz nüfuzunu kırabilmek ve Osmanlı Devleti’nden destek sağlayabilmek için uzun süreli İstanbul’da kalması gerekti. Bunun üzerine, 1903 yılında günümüzde kasrın bulunduğu yerde bulunan iki ahşap yalı satın aldı. 

Abbas Hilmi Paşa bir süre sonra yalılarının arkasındaki ağaçlık yamaçları ve üst düzlüğü kapsayan 270 dönümlük bahçeyi de aldı. Ahşap yalıları yıktıran Abbas Hilmi Paşa, 1907 yılında, 1000 m2 alan üzerine, İtalyan Mimar Delfo Seminati’ye, o devrin mimari modasına uygun olarak Art Nouveau tarzında görkemli bir kasır ve üzerine İstanbul Boğazı’nı gören kule inşa ettirdi.

 

10 TEMMUZ 2016 BİRİNCİBÖLGE

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Birinci Bölge | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.