• BIST 95.032
  • Altın 194,235
  • Dolar 4,7373
  • Euro 5,4912
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 23 °C

Hasan Turan: "O Bildirinin İçerisindeki Cümleler Çeteyi El veriyordu"

Hasan Turan: "O Bildirinin İçerisindeki Cümleler Çeteyi El veriyordu"
Ak Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, FETO terör örgütünün 15 Temmuz gecesi yapmaya kalkıştığı darbe girişimi ve sonrası yaşananların gazetemiz Birincibölge'ye anlattı.

Hasan Turan, "O bildirinin içerisine yerleştirdikleri cümleler, çeteyi ele veriyordu. Çünkü bildiriye sahip çıkacak birilerini üretmek adına, bazı kesimlerin duyarlılıklarına da vurgu yapılmıştı; ustaca hazırlanmış.

Belki Mısır gibi belki başka coğrafyalardaki gibi darbecilere sivil ayak hazırlamaya matuf göndermeler vardı. Çünkü siyasette gördüğümüz, genelde kamplaşmada kullanılan söylemler, iddialar, metaforlar kullanılmıştı. Dolayısıyla bunu görünce Türkiye’nin alçakça bir teşebbüsle karşı karşıya olduğunu, bizzat müşaade ettik."

FETÖ terör örgütünün bombaladığı Meclis’in o harabe halini ilk gördüğünde neler hissettiğiyle ilgili olarak duygu ve düşüncelerini anlatan Turan,  “İrkildim, üzüldüm. İşgal ordularının bile yapmayacağı bir şey. Kişiler fani, kurumlar bakidir. Türkiye’nin bu kalıcı kurumlarına, milletin silahlarıyla havadan ve karadan, bu şekilde saldırmanın ancak bir düşman hıncı olabileceğini düşündüm. Nefretim, öfkem bir o kadar arttı." dedi.

İlk dakikalarda televizyon ekranlarına yansıyan görüntülere kimse bir anlam veremedi. Herkes tanıdıklarına telefon açarak yada mesaj atarak o karanlık gecede neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Hemen akla gelen bir terör saldırısı ihbarıydı.

hasan-turan1-001.jpg

Haberi almasının hemen sonrasında yaşadıklarını aktaran Ak Partili Vekil Hasan Turan, “Kabus gibiydi. İnanamadım. Darbe geçmişine, darbeler tarihine yabancı değiliz. Ancak bu yüzyılda Türkiye’nin kazanımlarını heba edecek akla ziyan bir teşebbüse, şimdi meydanları dolduran bütün yurttaşlarımız da inanamadı. Deyim yerindeyse milletin sinir uçlarına yapılan bu dokunuş, tüm vücudu harekete geçirdi. Kimse böyle bir şeyi kabullenmedi. Herkesin onuruna, şerefine dokunulmuş oldu.” dedi.

İşte o kara geceye, kimi ekran başında, kimi yolda, kimi iş yerinde. AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan da darbe kalkışmasının yapıldığı saatlerde oğlunu İstanbul’a göndermek üzere Ordu-Giresun (OGU) Havalimanı’na bırakmıştı. Uçaklar kalkmayınca oğlunun ‘Baba uçaklar kalkmıyor, beni geri al’ telefonu üzerine havalimanına henüz gelmişti ki telefonu acı acı çaldı.  Arayan bir arkadaşıydı ve  “İstanbul’da köprüleri, tanklarla kapatmışlar. Kimsenin geçişine müsaade etmiyorlarmış. Bu konuda bir haberin, bilgin var mı?” diye sordu.  Ben de “Şaka mı yapıyorsun öyle bir şey olamaz!” dedim.

hasan-turan3.jpg

O anlarda yaşadıklarını anlatan Turan, “Bir şeylerin olduğunu düşündüm. Bunun üzerine ikinci arayan arkadaşımız geçmişten de tanıdığımız, zulme karşı duruşu olan bir kardeşimiz. Dedi ki köprüleri kapatmışlar, insanları geçirmiyorlarmış. Darbe olduğu söyleniyor. Biz milletimizle köprüye doğru koşuyoruz. Ciddi bir takım şeylerin olduğunu fark edince İstanbul mülki amirimizi aradım ama ulaşamadım. Teşkilat yetkililerimizi aradığım anda canlı canlı baskına geldiklerini öğrendim. İstanbul’daki yetkililerimiz,  ‘vekilim bir karışıklık, bir sıkıntı var ama biz halletmeye çalışıyoruz.’ dedi. Sonrasında da zaten haber kanallarına şok haber olarak dönmeye başladı.”

GEÇMİŞTE ÖYLE OLDU YİNE ÖYLE OLACAĞINI ZANNETİLER

Darbecilerin 1980’lerin klasik darbe yöntemleriyle TRT’yi bastığını belirten Turan, "TRT darbelerin ritüelidir, tescilleyen o kara sahnedir. Geçmişte de öyle olmuştu. Yine öyle olacağını zannettiler .Türkiye’nin çok değiştiğini de fark edememişler. 1980’lerde tek bir televizyon kanalı olduğunu düşünecek olursak. Bu medya çeşitliliği, iletişimin gücünü ve geldiğimiz yüzyılı herhalde iyi okuyamıyorlar. TRT’de silah zoruyla bildiri okumaya çalışan soğuk yüzlü bir spikerle karşılaşınca, saliseler içinde ‘eyvah’ diye bir düşünce geçti aklımızdan. Bunun üzerine hemen harekete geçtik. Genel merkezimizden ve teşkilatımızdan mesajlar geldi. Ankara’da olan, Ankara’dan ayrılmayan vekillerimizin meclise sahip çıkmak üzere, Meclis’e gelmeleri noktasında."

Karamsar tablo hakim olmaya başladığı sırada sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın televizyona çıkıp milleti darbeye karşı meydanlara çağırmasıyla ilgili olarak yöneltilen “Cumhurbaşkanımızın ekranda görünmesi Türk halkını çok rahatlattı. Bir vekil gözüyle parti liderinizin ve Cumhurbaşkanı’nı o anda orada görmek ve sokağa çıkın çağrısını yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Vekil Hasan Turan,  “İlk yumruk Başbakanımızdan, öldürücü yumruk da Cumhurbaşkanımızdan atıldı.”

hasan-turan7.jpg

‘ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK’

Korkakların tarih yazdığı hiç gözükmemiştir.  Dolayısıyla ilk yumruk Başbakanımız’dan, öldürücü yumruk da Cumhurbaşkanımız tarafından atıldığını yineleyen Turan, "Bu süreçte telefonla görüştüklerini sonradan öğrendik. O görüşmeler neticesinde ölmek var, dönmek yok şeklinde konuştuk ve kararımızı verdik dedi. İşte cumhurbaşkanımız süreci baştan idare etti. Yani kendisine yapılacak fiili saldırıya 15 dakika kala sakin, sükunet içerisinde ailesiyle helalleşerek, abdestini alıp, namazını kılıp ya Allah deyip, kendisini yurt dışına veya başka bir yere götürmek isteyenlerin tekliflerini şiddetle ve kızgınlıkla geri çevirerek bizim yerimiz milletimizin arasıdır diye her millet önderi, her hareketi, her inkılapçı mücadelelerin liderlerinin yaptığını yaptı. Ve gerçekten tarihin seyriyle oynamak isteyen, aleyhimize oynamak isteyen küresel haydutlara büyük bir ders verdi." diye ifade etti.

‘BU ÇETENİN ARKASINDA KÜRESEL BİR ÇETE VAR’

Ak Parti İstanbul Miletvekil Turan, "İstiklal Harbi’nde savaşı organize eden ve milletin bütün renklerinin içinde yer aldığı; ulemasından, akademisyenine, gazetecisinden işte devlet adamına milletin mozaiğini oluşturan 23 Nisan 1920’de kurulan ‘Gazi’ unvanlı Meclis’in  böyle bombalanması, organizasyonun büyüklüğü hakkında bir fikir veriyor. Çünkü küresel haydutlar, çeteler, bileğini bükemediği, diz çöktüremediği ülkelere çok şiddetli hamleler yapar.  Aklın, insafın, izanın, vicdanın kabul etmediği hamleler yaparlar ki ‘işte bak böyle direnirseniz, size böyle yaparız’ dercesine hamleler yaparlar. Bazı işgal ettikleri ülkelerin liderlerini en adi suçlularmış gibi cezalandırırlar. Geçmişte bunu Ortadoğu İslam coğrafyasında gördük. Dolayısıyla aynı hamlenin yapıldığını Meclis’e, Cumhurbaşkanlığı’na, Emniyet binalarına, istihbarat teşkilatlarına, belediyelere ve millete.  Bunun sadece bir çete organizasyonu değil arakasında küresel bir çete olduğu o anda aklımızdan geçti."

hasan-turan5.jpg

‘YA İSTİKLAL YA ÖLÜM’

Bu milletin evladı olmak adına beni gururlandırdı. Gözyaşlarıma çoğu yerde hakim olamadım. Sonuçta zulme karşı itiraz etmek, ‘haksızlığa itiraz ediniz, eğer etmezseniz hakkınızla birlikte şerefinizi de yitirirsiniz’ düsturunu kendimize misyon edinmiş, miğfer edinmiş ve yaşam çizgimizi bunun üzerine bina etmeye çalışmış bir gelenekten geldiğimi ifade eden Turan, Dolayısıyla böyle bir durumda bizim açımızdan ya istiklal, ya ölüm idi. Şehadeti saadet bilen bir millet için esaret yoktur. Sonuç itibariyle bu bağlamda baktığımızda verilen şehitler de bir zaaiyat, bir kayıp değil, bir kazanım olarak gördük ve onların üzerinde onları da sembolleştirerek gün be gün büyüdük ve meydanlara çoğaldık. Topyekun bir millet yapılan saldırının yani böyle bir propagandaya ihtiyaç duymadan herkes kendi ruh köklerinden ilham alarak harekete geçtiğini, yapılan saldırının bir iktidara değil ki; velevki iktidar da olsa meşru bir iktidardır millet seçmiştir. Yüzde elliden fazlası oy vermiştir.

Dolayısıyla bu kabul edilebilir bir şey değildi. Bu insanların vicdanına dokundu, insafına dokundu, idrakına dokundu. Dolayısıyla milletin bütün bir unsurlarını solcusu, sağcısı, alevisi, sunnisi, Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i fark etmez, hepsinin beraber harekete geçmesi ve tek bir sembol etrafında geçmesi yani ay yıldızlı bayrağımızın altında toplanması yine kanını şehitlerimizin renginden alan hilali ve yıldızıyla bağımsızlığımızın sembolü olan bu bayrağımızın altında toplanması, insanların dilinde tekbirler olması ortalama dindar, muhafazakar ve bunu sadece bir gençlik hareketi değil, ihtiyar, genç, çocuk, kadın, erkek bütün bir milletin kütleleriyle birlikte harekete geçmesi onur verici bir şeydi." dedi.

hasan-turan6.jpg

EVİMİZ KİRA AMA BU VATAN BİZİM DİYEN YİĞİTLERİ GÖRDÜK

Hasan Turan, "Helikopterlere kafa tutan, erkeksen aşağıya in diyen gençleri gördük. Sekiz saat, on saat, sabah namazına kadar milletin mevziilerini işgal eden çetelerin elinden bu mevziileri almak için cansiperane mücadele eden zengini, fakiri, yalın ayakları kol kola gördük. ‘Evimiz kira ama vatan bizim’ diyen yiğitleri gördük. Dolayısıyla bu milletin büyüklüğünü bir kez daha hissettik. Gurur duyduk. Özgüvenimiz harekete geçti, coştu sel oldu. İnkılapçı bir halk gördük burada Elhamdülillah. Sadece kendi kaderini değil bütün bir İslam coğrafyasının kaderini ve bütün bir mazlum coğrafyalarının kaderini düşünen, oraların umudu olduğunu bilen, oraların gözbebeği olduğunu bilen, oraların kalesi ve atardamarı olduğunu bilen bir halkla karşılaştık. Bütün bir ümmeti harekete geçirdi bizim milletimiz. Aziz milletimizden Allah razı olsun. İki cihan saadeti nasip eylesin. Payidar eylesin.” Şeklinde ifade etti.

Türkiye’yi siyasi açıdan nasıl bir gelecek bekliyor? Sorusuna Hasan Turan, “Millet siyaseti dizayn etti; devletine sahip çıktı. Ve sadece kanaat önderlerini değil, siyasileri, devlet adamlarını, düşünce adamlarını, akademisyenleri, medya mensuplarını hepsini millet harekete geçirdi ve onlara strateji belirleyip önüne koydu. “Böyle davranmak durumundasınız” dedi. Dolayısıyla hiç kimse burada eylem kırıcılığına, darbe şakşakçılığına, darbe destekçiliğine yeltenemedi. Gönüllü ya da kerhen milletin yanında durmak durumunda kaldı. Bu gerçeğin altını çizmemiz lazım. Bu yiğit milletin yiğit liderinden de razı olsun tekrar söylüyorum.

Sonuçta toplumları harekete geçiren onların dirayetleri ve cesur önderleridir. Ölmek var dönmek yok diyen liderleridir.  Milletimiz harekete geçse de onların o halini, yani gelip milletin arasında İstanbul’da helikopter ve uçaklar havada uçuşurken ve uçuş seviyesinin de altına inip binaları zangır zangır titretirken orada ölümü göze almış yiğit cumhurbaşkanımız ve onun yanındaki bütün bir insanlar buradaki tarihin seyrini değiştirmişler ve bize giydirilmek istenen deli gömleğini parçalamışlardır.  Bu emperyalist politikaları tarumar etmişlerdir. Tabi bundan sonrası akıl ve duygularımızın muhteşem senteziyle devlet aklını da devreye sokarak, bu coğrafyanın aklını tekrar harekete geçirerek süreci iyi yönetmektir. Savaş meydanlarında kazanırsınız, başka bir yerde kaybedersiniz. O yüzden bu millet bütünlüğünün muhafazası şarttır.”

Türkiye’de siyaseti yeniden şekillendiriyor diyebilir miyiz? Sorusuna ise Turan, “Kesinlikle. Millet siyaseti yeniden şekillendiriyor. Milletimiz bilinçli. Milletimiz bilinçli bireylerin tek tek yani çok iyi düşünen bilinçli, şuurlu ve insanlarımız önderlerimiz vardır bizim milletimiz de adeta onların kolektif hali şuanda. Herkes hemen hemen hani Aristo gibi düşünür, babaannem gibi ifade edemez gibi bir deyim vardı. Belki düşündüklerini ifade edecek bilgi dağarcığına sahip değil ama idrakıyla, yüksek feraseti ve basiretiyle liderlerinden farklı düşünmüyor. Tek yumruk olmuşlar. Dedim ya gelen saldırının ülkemizin, vatanımızın, milletimizin tamamına geldiğini, çocuklarımızın ve nesillerimizin geleceğine geldiğini, ülkemizin geleceğine geldiğini bütün bir millet gördü. Ve bunu Allah gösterdi. Rabbimize hamd ediyoruz tabi şükrediyoruz.”

hasan-turan8.jpg

‘MEDYA ÇOK İYİ BİR SINAV VERDİ’

Sayın vekilim bu süreçte medya güzel bir sınav verdi gibi görünüyor. Bu süreçte medyanın tutumunu ve duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Turan: "Medyamız da büyük bir sınav verdi. Elhamdülillah. Medyamız, sivil toplum örgütlerimiz, meslek odalarımız, sendikalarımız, milletimizin kurumsallaştığı, örgütlendiği bütün kesimler genel hatlarıyla yüzde doksanın üzerinde büyük bir kesimle top yekun millet olarak mücadele verdik. Bu cephenin aynı şekilde muhafaza edilmesi, mümkünse yüzde yüze çıkartılması ve o cılız sesleriyle bu işe muhalefet etmek isteyen emperyalizme bilerek ya da bilmeyerek hizmet edenlerin de şöyle ülkenin dışına darbeciler gibi atılarak mücadelenin devam etmesi gerekir. Medya iyi bir sınav verdi.

Geçmişte gerek cumhurbaşkanımız, gerekte hükümetimizin politikalarını eleştirmek adına yine o emperyalistlerden almış olduğu strateji ve taktiklerle diktatöryayla suçlayanlara buradan herhalde iyi bir fikir çıkmıştır.  Türkiye’deki çok sesliliği öldürmek isteyen bir çetenin bir hamlesini yaşadık hep beraber. Dolayısıyla ilk karartılacak olan yerler medya olacaktı. Yayın hayatımız, fikir hayatımız, sanat hayatımız, edebiyat hayatımız askıya alınacaktı. Bütün medya kanallarımız, televizyonlarımızın, radyolarımızın kapatılması, ekranların karartılmasını, gazetelerin kapılarına kilit vurulmasını istiyor, özgürlüklerinin, hürriyetlerinin, bağımsızlıklarının ellerinden alınmasına razı oluyorlarsa buyursunlar desteklesinler. Ama böyle bir şeye onurlu, şerefli dünya görüşü ne olursa olsun hiçbir insan razı olamayacağı için, herkes kendi kaderine bir anlamda sahip çıktı.

Milletin kaderiyle birlikte. Herkesin kendi kaderi totalde milletin kaderini temsil etti ve teşkil etti. Burada medya da hem onurlu duruş itibariyle hem de kendi kaderine, kendi lokal, özel kaderinin de hesabını yaparak buna karşı durdu. İyi bir sınav verdi. Milli duruşun, milli mücadelenin cepheleri oldular. Tarihte şanlı bir sayfada yerlerini alacaklardır, öyle anılacaklardır.

Ya aksi olsaydı, darbeci olarak anılsalardı, alınlarına sürülmüş bir kara leke olarak anılacaklardı. Bu milletin tarihinde kahramanlar olarak anılanlar olduğu gibi, mağdur ve mazlum olsa da, alçak ve şerefsiz olarak da anılanlar var. Onları hatırlayan, iyiyle, hayırla yad eden kimse var mı? Yok."

hasan-turan9.jpg

‘HEPİMİZE GÖREV DÜŞÜYOR’

Bu bizim için aslında yeni bir milat ve bundan sonraki şanlı bir tarihin yazımının başlangıcı olacaktır. şeklinde kouşan Hasan Turan, "Çok zor bir dönem geçirdik. Bu zorluğu hep birlikte fırsata çevirip ülkemizin daha da demokratikleşmesi, kendi içinde bölgemizde ve dünyada hatrı sayılır büyük bir güç haline dönüştürülmesi için bir başlangıç noktamız olarak değerlendirip buna göre hareket etmeliyiz ve hareket edeceğiz. Hepimize  görev düşüyor burada. Meydanları terk etmeden, milletimizi bilinçlendirmeliyiz, şuurlandırmalıyız.

Emperyalist politikaları deşifre edip, milletimize sunmalıyız. Milletimiz her türlü saldırıya karşı teyakkuz halinde olmasını sağlamalıyız. “Eğer istiyorsan sulhu salah,  hazır ol cenge” bilincini duyarlılığını, bütün bir vatan satına hatta bütün bir İslam coğrafyası satına yaymalıyız. Buradan edindiğimiz tecrübe ve buradan aldığımız güçle İslam coğrafyasında akan kanın da durmasına vesile olabiliriz. Bunun da üstesinden gelebiliriz. Bu vesileyle, bu mücadelede hayatını kaybeden, kazandığımız şehitlerimize rahmet diliyorum. Rabbim onları en yüce katında mükafatlandırsın. O yiğitlerimizin önünde saygıyla, rahmet ve minnetle eğiliyorum.”dedi.

logo.jpg

15 EYLÜL 2016 BİRİNCİBÖGE

akif-hamzacebi3.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Birinci Bölge | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.