• BIST 98.991
  • Altın 219,874
  • Dolar 5,5632
  • Euro 6,4169
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 11 °C

İdam’ın Cezası Yargıdaki Sorunu Çözer mi?

Niyazi BİLİR

Dostlar; Her sorunda radikal çözümler arama, işi bazen eskisinden daha içinden çıkılmaz hale dönüştürebilir. Ülkemiz 1960, 1971, 1980 yıllarında darbeyi yaşadı. 1998 yılında askerlerin dayatmasıyla seçilmiş iktidarın değişmesi sağlandı, bunun adı da bir darbedir. 2007 yılında hükümete bildiri vererek ayar çekilmeye çalışıldı. iktidarın dirayetli duruşu sayesinde atlatıldı. 15 Temmuz 2016 yılı TSK içinde yuvalanmış FETO mensupları, gizlenmiş ekiplerinin deşifre olduğunu, yargı içindeki uzantıları ile birlikte ordudan ve yargıdan ayıklanacaklarını anladıklarında son bir çırpınışla ülke yönetimini ele geçirmeye kalktı. Bu sefer sadece hükümetin değil millettin de dirayetli ve dik duruşu sayesinde darbe atlatıldı, ne yazık ki 250 şehit verdik.

Ülkemizde hırsızlık, dolandırıcılık, kadın cinayetleri, tecavüzler, mafyacılık, uyuşturucu ticareti, kamu personelinin görevini kötüye kullanması gibi her gün yüzlerce suç haberlerini yazılı ve görsel basında takip ediyoruz.

İnsanımız bu gibi haberlerden artık bıktığı ve bir nevi yapabileceği bir şeyde olmadığı için idam gelsin de şunların cezası artık ölüm olsun diyor. Haklılar m? Haklılar.

Bazı suçlara idam cezası olsa bile, bağımsız ve tarafsız bir yargı sisteminde suçlunun yargılanması gerekiyor. Peki bizim yargı sistemimizin son yıllarda verdiği bir çok karar tartışmalı mı? Evet

Peki bu sistemi düzeltmeden, yargıya alın bu suçluları idam ile yargılayın, suçlu buluyorsanız infaz edin mi diyeceğiz? Ya yanlış karar verirlerse ne olacak? İdam edildikten sonra pardon mu diyeceğiz?

Benim veya bir başka kişinin verdiği kararlar tartışılabilir, itiraz edilebilir, sorgulanabilir, ama yargı ince eleyip sık dokuyarak karar vermeli, kimsenin aklında en küçük bir şüpheye yer bırakmamalı.

İdam gelince bu sorunlar çözülür mü?

Bana göre çözüm idam değil, bana göre çözüm sistemin su istimale açık noktalarını tespit edip onarmak, tedavi etmek. Yargı mensuplarına, polis dahil, insan hakları hakkında uzun soluklu eğitim vermek. Empati kurabilen ve haksızlığa boyun eğmeyen bir toplum olmalıyız.

Ülkemizde 100 bin üzerinde cami, 3 bin üzeri imam hatip ortaokulu ve lisesi, bini aşkın cemaat yurtları bulunmasına rağmen, insanımıza kul hakkı yemenin ne demek olduğunu, insanların birbirlerine haksızlık yapmamaları gerektiğini, kimsenin başka birine üstünlüğünün olmadığını, insan haklarının ne demek olduğunu, dürüst olmanın bir seçim değil zorunluluk olduğunu anlatamamışız.

Ülkemizde koca koca adalet sarayları yapmamıza rağmen, yargı mensupları içine kümelenmiş bir grubun, kurdukları kumpas ile istediklerini içeri alıp hapishanelerde sürüm sürüm süründürmelerine engel olamamışız.

En acısı da o kadar akademisyen hukukçunun her gün televizyon televizyon gezip ahkam kesmelerine rağmen yargı sisteminin kendi içinde yapılan kumpaslara karşı otokontrol mekanizması oluşturamamışız.

Kim bilir kamuoyuna yansımayan başka kimlere bu kumpaslar kuruldu ve hayatları karartıldı bilemiyoruz.?

Büyük adalet sarayları yaparak ülkede adalet sağlanmış olmuyor, her yere cami yaparak ta millet ahlaklı hale gelmiyor.

Adalet kavramını ilkokulda öğretmeliyiz, ahlak eğitimini din eğitiminden ayırarak vermeliyiz. Din eğitimi veren cemaat yurtlarının müfredatını denetim altına almalıyız, din adı altında gelecek nesillere radikal bilgileri ve hurafeleri aşılamalarına müsaade etmemeliyiz.

Dürüst nesil yetiştirmeliyiz. Soran sorgulayan nesil yetiştirmeliyiz. Nüfus eden veya biat eden bir nesil değil, insan haklarını benimseyen, kime yapılırsa yapılsın haksızlık karşısında dimdik duran bir nesil yetiştirmeliyiz, kısacası farklı fikir ve düşüncelere karşı empati yapabilen bir nesil yetiştirmeliyiz.

Irk milliyetçiliğini benimseyen değil, insan hak ve özgürlüklerini benimseyen bir nesil yetiştirmeliyiz.

Sevgi ve muhabbet ile

Niyazi BİLİR

niyazibilir@bilirbasim.com.tr

 

 

 

 

Bu yazı toplam 712 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Birinci Bölge | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.