• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 32 °C

Kılıçdaroğlu: Kıbrıs Çıkarmasında Bu Kadar Şehit Vermedik'

Kılıçdaroğlu: Kıbrıs Çıkarmasında Bu Kadar Şehit Vermedik'
Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, 'Dün yetkililer şehit sayımızın 700'ü geçtiğini söyledi. Kıbrıs çıkarmasında bu kadar şehit vermedik.'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuşması: Bir ülkede 14 yıldır, o ülkeyi yönetenler, yönetimleri devraldıklarında terör sıfırken, bugün 700 şehit getiriyorsa o zaman bir sorun vardır. Herkesin ama herkesin yaşlı-genç, kadın-erkek şu soruyu sorması gerekiyor; 14 yıldır bu ülkeyi kim yönetiyordu?


Kılıçdaroğlu,  Evlere ateş düşüyorsa, anneler ağlamaya devam ediyorsa, o anne başka annelerinin başına gelmesin diye dilekte bulunuyorsa hepimizin oturup düşünmesi gerekiyor.  

Terör örgütü şehirleri silah deposu haline dönüştürürken 'Sakın bunlara dokunmayın' talimatını verenler kimlerdi? Bu soruların cevabını alırsanız sorunları çözeriz. Önce bizim can ve mal güvenliğimizden sorumlu olan iktidarı hepimizin sorgulaması lazım. 700 şehitten kim kendisini sorumlu tutacak? Biz bunların cevabını kendi vicdanımıza sormak zorundayız. 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı teröristler üzerinden tanımlamaya başladı? Onların ne onuru, ne gururu var. Namusu unuttular, şerefi unuttular; şimdi onuru ve gururu unutturmaya çalışıyorlar. 

Bu gaf değil. Bu zat cama bakıyor, onu okuyor. Yazıklar olsun. Bu 'yazıklar olsun'u benim demem yetmiyor, ülkesini seven herkesin demesi gerekiyor. Gazeteler, televizyonlar tek tek aranıyor ve 'Haber yapmayın' deniliyor. Havuz medyasını anlarım peki bu merkez medyasına ne oluyor? Niye teslim oluyorsunuz? Attığınız her geri adım boynunuza bir yular olarak geri dönecek. Yanlışlıkla söylemedi. Daha düne kadar şehitlere 'kelle' demiyor muydu? Herkes sorumluluğunun bilincinde olmalı. Bunun hesabını halk adına medya cesaretle sormalı. Ne zamandır onur ve gurur terörle birlikte gitmeye başladı. Terör insanlık suçudur.


Türkiye iyi yönetilmiyor. Bursa'da karne günü. Genç bir kızımı Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni okuyor. Disiplin kuruluna sevkediliyor. O zavallılara sesleniyorum; Mustafa Kemal olmasa sen öğretmen olamazdın. Gençliğe Hitabe'de ne var? Gençliğe Türkiye emanet ediliyor. Bir nokta var ki, Türkiye'nin bağımsızlığı ve Cumhuriyet konusunda ortak davranmalıyız. O kızımızın gözlerinden öpüyorum, yürekli ol. Seni yetiştirenleri yürekten kutluyorum.


En derin krizlerinden birini yaşıyor Türkiye. Dış politikanın 180 derece değişmesi gerektiğini söyledim. Bu dış politikanın mimarı 'Cumhuriyeti kuranlardır' demiştim. Ülkelerin daimi çıkarları vardır. Bu nedenle dış politikanın milli olması gerektiğini söylemiştim. Avrupa Birliği olayı, Kıbrıs olayı... Bunlar bu alandan da çıktılar. Dış politikayı kendi kişisel iktidarları için kullanmaya başladılar. Dış politikada konuşan insanların boğazında dokuz düğüm vardır. Bir satranç ustası gibi hareket etmeleri gerekir.


Kendi dış politikamızı da diğer ülkelerin açıklamalarından öğreniyoruz. Kremlin açıklıyor. Kimsin sen özür dileyecek? Türkiye'yi temsil edeceksen, otur adam gibi et. Senin Türkiye'yi temsil etme gücün yoktur. Sınırımızı ihlal eden Rusya. Angajman kurallarını biz belirledik. Uçağı düşürme talimatını verme talimatına girdiler. Sonra Rusya'dan özür diliyorlar.

Türkiye 3 şart sundu. Biz de destek verdik. Bir şu ana kadar yazılı, resmi bir özür ulaşmış değil. Kendisi kalkıp Putin'e mektup yazıyor ama Netanyahu'dan yazılı resmi özür mektubu yazmıyor. Böyle bir şey hiç olmadı. 20 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul ettiler. Doğrudan değil, vakıf aracılığıyla. Buna karşılık 'İsrailli askerlere açılan davalardan vazgeçeceksin ve Meclis'ten çıkan kanunla yapacaksın' diyor. Bunu hangi iktidar kabul eder? Hangi ahlak, hangi inanç kabul eder? Bunlar bunun altına imzayı bastılar.

Netanyahu, 'Burada ilk konu yargılanan komutan ve askerlerin, gelecekte de sivil ve askeri soruşturmalardan korunmasıdır. Hepsi ortadan kalkacak. Anlaşma Türk parlamentosunun yasa çıkarmasını da içeriyor' diyor. Parlamentonun iradesi de ipotek altına alınıyor. Hangi ahlak kabul eder bunu? Sizde nohut kadar vicdan varsa siz bu davadan hangi gerekçe ile vazgeçiyorsunuz?


28 HAZİRAN 2016 BİRİNCİBÖLGE

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Birinci Bölge | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.