• BIST 98.928
  • Altın 228,654
  • Dolar 5,7958
  • Euro 6,7070
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 13 °C

Mutluluğa Bilimsel Açıdan Bir Bakış

Dr. Tayfun DOĞAN

Tüm insanlar için ortak bir yaşam amacından söz edilebilir mi? Yani evrensel olarak tüm insanların ulaşmak istediği bir yaşam amacı söz konusu mudur?

Bu soruyu “evet” olarak cevaplayabiliriz. Mutluluk kavramı tüm insanların ulaşmak istedikleri, insan davranışlarının nihai amacı olarak ifade edilebilecek bir kavramdır.

Peki, nedir mutluluk?

Tanımlanabilir mi?

Ölçülebilir mi?

Artırılabilir mi?

Belirleyicileri nelerdir?

Mutluluk, konusu ilk çağlardan beri insanların gündeminde olmuştur. Aristo’dan beri mutlulukla ilgili açıklamalar yapılmış ve sözler söylenmiştir. Herkesin sahip olmak istediği “en yüce amaç” olarak ifade edilen mutluluk kavramı ile ilgili bilimsel çalışmalar ise 1960’lardan sonra görülmeye başlanmıştır.

Ancak konu ile ilgili çalışmalar pek de taraftar bulmamış, nedense klinik psikoloji ve bu bağlamda psikolojik hastalıklar bilim insanlarının daha çok ilgisini çekmiştir. 1980’lerden sonra ise pozitif psikolojideki gelişmelere bağlı olarak “mutluluk” konusu da ilgi görmeye başlamıştır. Şu anda doğrudan mutlulukla ilgili araştırmalara yer veren uluslararası, saygın ve önemli dergiler* bulunmaktadır.

Nedir mutluluk? Herkese göre değişen bir şey değil midir? Pozitif psikoloji bilimine göre, mutluluk, olumlu duyguların sık, olumsuz duyguların az yaşanması ve yaşamdan yüksek doyum alma olarak tanımlanmaktadır.

Yani genel olarak yaşamında neşe, heyecan, ilgi, güven, sevinç, heves, cesaret, coşku gibi olumlu duyguları sık yaşayan; öfke, nefret, üzüntü, suçluluk, korku, kaygı ve huzursuzluk gibi olumsuz duyguları az yaşayan ve genel olarak yaşamından memnuniyet duyan bireyler mutlu olarak kabul edilmektedir. Bu tanım çerçevesinde mutluluğu ölçmeye yönelik psikolojik testler ve ölçme araçları geliştirilmektedir. Bu sayede de bireysel anlamda ya da toplum bazında, hatta ülkeler düzeyinde mutluluk araştırmaları yapılabilmektedir.

Mutluluğun ne olduğuna ve belirleyicilerinin ne olduğuna ilişkin birçok görüş ileri sürülmektedir. Son zamanlarda bu görüşlerden en çok kabul göreni ise Rus kökenli Amerikalı mutluluk araştırmacısı Prof. Dr. Sonja Lyubomirsky ve arkadaşlarının ortaya koyduğu “sürdürülebilir mutluluk modeli”dir.

Lyubomirsky ve arkadaşları mutlulukla ilgili yapılmış pek çok araştırmadan yola çıkarak bir model öne sürmüşlerdir. Buna göre mutluluğu etkileyen faktörler, genetik faktörler, yaşam şartları ve amaçlı etkinlikler olmak üzere üç başlık altında toplanmıştır. Özellikle ikizler üzerinde yapılan araştırmalar mutluluğun en önemli belirleyicisinin genetik faktörler olduğunu göstermiştir.

Buna göre genetik faktörlerin mutluluk üzerindeki etkisi yaklaşık olarak %50’dir. Bu sonuç biraz karamsar olsa da, mutluluğu belirleyen diğer % 50’lik dilim biraz daha bizim denetimimizde. Yaşam şartları adı verilen ikinci grup faktörler ise mutluluğu % 10 oranında etkilemektedir. Yaşam şartlarının kapsamında yaş, cinsiyet, eğitim durumu, ekonomik durum, yaşanılan yer gibi demografik faktörler yer almaktadır.

İnsanların büyük çoğunluğu mutlu olabilmek için bu faktörler üzerinde durmakta ve bunları daha iyi duruma getirmeye çalışmaktadırlar. Ancak araştırmadan da görüleceği üzere bunların tamamında gelişme sağlansa bile mutluluğa katkısı düşüktür. Bununla birlikte yapılan araştırmalar mutluluğun cinsiyete göre çok fazla değişmediğini, eğitim düzeyi yüksek bireylerin daha mutlu olduklarını, savaş ya da doğal felaket gibi olağanüstü bir durum olmadığı sürece yaşanılan yerin de mutluluğu çok fazla etkilemediğini ortaya koymuştur.

Peki, para ve mutluluk ilişkisi nasıldır?

Parayla saadet oluyor mu?

Mutluluk üzerine yürüttüğüm araştırmalarda, insanlara “Hayatınızda ne olsa daha mutlu olurdunuz?” sorusunu yöneltiyorum. Neredeyse insanların tamamı “daha çok param olsa daha mutlu olurdum” cevabını veriyor. Peki, bu konuda bilimsel araştırmalar ne diyor? Gerçekten daha çok paraya sahip olmak daha mutlu ediyor mu?

Araştırmalar orta düzeyde bir gelire sahip insanların, gelir düzeyi düşük fakir insanlara göre daha mutlu olduklarını ortaya koyuyor. Ancak orta düzeyde gelire sahip insanlarla çok yüksek gelire sahip insanlar arasında mutluluk açısından önemli bir farklılık bulunmuyor. Yani, çok zengin olmak bireyin mutluluğuna katkıda bulunmuyor. Ancak, fakirlikte mutsuz ediyor.

Mutluluğu etkileyen üçüncü ve bana göre en önemli faktör grubu ise amaçlı yaşam etkinlikleridir. Amaçlı yaşam etkinlikleri mutluluğu %40 oranında etkilemektedir. Bu gruptaki etkinliklerin genetik faktörler ve yaşam şartlarından farkı ise, denetimlerinin büyük oranda bizim elimizde olmasıdır.

Neler var amaçlı yaşam etkinliklerinin kapsamında? İyimserlik, öz-saygı, özgecilik (yardımseverlik), kişilerarası ilişkilerde yeterlilik, dini inançların gereklerini yerine getirme, egzersiz yapma, affedicilik ve sağlıklı aile ilişkileri amaçlı etkinliklerin kapsamındaki faktörler olarak belirtilmektedir. Bu faktörlerin mutluluğu nasıl ve ne düzeyde etkiledikleri ile ilgili açıklamaları bir sonraki yazımızda açıklamaya çalışacağım.

Mutlu kalmanız dileğiyle…

dogantayfun@msn.com

Dr. Tayfun Doğan

Bu yazı toplam 1159 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Birinci Bölge | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.