• BIST 94.552
  • Altın 192,939
  • Dolar 4,7378
  • Euro 5,4908
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 18 °C

Sertab Erener, 15 Temmuz Gecesi Yaşadıklarını Analttı

Sertab Erener, 15 Temmuz Gecesi Yaşadıklarını Analttı
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda verdiği son konserinin gelirini darbe girişiminde kaybettiğimiz şehitlerin ailelerine bağışlayan Sertab Erener, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını Habertürk Gazetesinden Küpra Par'a anlattı

Sanatçı Sertap Erener, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını bu cümlelerle anlattı:  Bildirinin okunduğu anda 10 yıl yaşlandım. “Hayır, lütfen bu gerçek olmasın, bunu yaşamayalım bir kez daha” dedim. Hepimiz birbirimize sarılıp ağladık, çünkü çok yoğun bir şeydi yaşadığımız."

Yeni albümünüzün adı ‘Kırık Kalpler’. Türkiye’nin son dönemdeki ruh haline de denk düştü diyebilir miyiz?

Erener-Denk düştü gerçekten. Doğduğumuzdan beri bu ülkede melankoli bitmiyor. Bir yerlerden geçiyoruz, dibe vurup tekrar çıkıyoruz. Hayat gibi ülkenin durumu sanırım. Kişisel olarak benim açımdansa ironik aslında. İnsanların hayatlarında birtakım şeylerden geçtikleri melankolik dönemleri oluyor, bazı şeyler birikiyor. Daha sonra bir açıklığa çıkıyorsunuz. Şu an çok iyiyim ama albüm iyi olmadığım bir dönemin şarkıları ve melankolisini yansıtıyor.


15 Temmuz ve sonrasında yaşananlardan sonra insanlar biraz içine kapandı sanki ama sizin geçen haftalarda verdiğiniz 2 konser de çok kalabalıkmış. Halkta bir rahatlama isteği mi var acaba?

Erener- Birinci ve İkinci Dünya Savaşı eğlencenin çok olduğu, insanların kendilerini mutlu etmeye çalıştığı dönemlermiş. Halk bir yerden çok sıkışınca başka bir yerden rahatlama istiyor. İnsanlar bir araya gelip şarkı söylemeyi, mutlu bir anı paylaşmayı özlüyor. Bunun payı var. Çok ciddi ve önemli bir yerden geçti Türkiye. Umarım tamamen bitmiştir.


Son konserin gelirini darbe şehitlerinin ailelerine bağışlamamışsınız. Fikir nasıl doğdu?

Erener-İlk konser iyi geçince, “Bir tane daha yapalım” dediklerinde bir anlamı olsun istedik. Bu yüzden konseri 15 Temmuz Şehitleri’ne adamak, kaybettiğimiz insanlar için küçük de olsa bir şey yapmak istedim.

Darbe girişimi gecesi siz neler yaşadınız? Korkutucu muydu?

Erener-Ben küçükken bir darbe daha yaşamıştım. Onunla bunun arasında bir karşılaştırma yapıyorum. Bu çok garip bir şekilde başladı. Ne olduğunu anlamadan sosyal medyadan yapılan paylaşımlarla başlayan ve sabaha kadar devam eden bir şey yaşadık. Bildirinin okunduğu anda 10 yıl yaşlandım! “Hayır, lütfen bu gerçek olmasın, bunu yaşamayalım bir kez daha” dedim. Hepimiz birbirimize sarılıp ağladık, çünkü çok yoğun bir şeydi yaşadığımız.

Ailenizle mi beraberdiniz?

Erener-Evet, abim Serdar (Serdar Erener), eşi Nil (Nil Karaibrahimgil), çoluk çocuk hep birlikteydik ve herkes gibi sabahladık.

Siz “Hayatımın neşeli bir dönemindeyim” dediniz. Memleketin bu durumu ruh halinizi nasıl etkiliyor? 

Erener-Bu atlattığımız şeyin çok ağır bir şey olduğunu biliyorum. Sokaktaki herkes çok etkilendi. Bir de terör var. Bu stres ve bir gün sonranın bilinmez olması insanda baskı yaratıyor. Bu yüksek stres halini normale çevirmemiz lazım ki nefes alabilelim. Esas risk bu yaşanan gerginliği normalize ediyor olmamız bence. Alışıyor olmamız çok tehlikeli, alışmamalıyız. 

Müzik piyasasına nasıl yansıdı yaşananlar?

Erener-Müziğe direkt etki etti. Enteresan bir algı var, bu tip olaylardan sonra hayat olduğu gibi devam ederken olan müziğe oluyor; ilk olarak konserler iptal ediliyor. Burada müziğin genel algısıyla ilgili bir sorun var. Müzik sadece eğlence aracı değildir. Bizi iyileştiren ve bir araya getiren bir yanı da var. Ortak duygularda ve acılarda birleşmek çok önemli bir enerji. Siyaset bizi bölüyor, oysa müzik birleştiriyor.

Özellikle Türkiye’nin kutuplaşmış atmosferinde herkes bir araya geliyor konserlerde.

Erener-Kesinlikle öyle. Dinleyicini seçmezsin. Bizi yapıştıran ve güzelleştiren bir şeyken en ihtiyacımız olduğu ortamda müziğin kalkıyor olması doğru değil bence. “Bunu birileri yapıyor” demiyorum, bu psikolojik bir fikir oldu ve uzun zamandır böyle yapıyoruz.

‘Yas dönemlerinde konserler iptal edilmesin’ mi diyorsunuz?

Evet, tam tersine yapılmalı bence. Hatta bir araya geldiğimizde kaybettiğimiz insanları anmalı, sonra yaralarımızı iyileştirmek için ihtiyacımız olan müziği almalıyız.  Müzik katiyen sadece bir eğlence aracı değil. Ayrıca herkes bir şekilde hayatına devam ediyor. Diziler devam ediyor, insanlar içmeye, gezmeye, arkadaşlarıyla buluşmaya gidiyor ama biz niyeyse müzikle bir araya gelemiyoruz.

2000’lerin başında çok sevilen şarkılar yaptınız ve Eurovision’da Türkiye’ye birincilik kazandırdınız. O dönem futbolda dünya 3.’lüğü elde ettiğimiz, Orhan Pamuk’un Nobel aldığı, Türkiye’nin parladığı yıllardı. Sonraki 10 yıl o kadar şanslı geçmedi.  O tarihin bir parçası olmak size ne hissettiriyor?

Erener-Çok teşekkür ederim. Cumhuriyet’ten bu yana baktığınız zaman Türkiye genç bir ülke ve kısa bir tarihi var. Genç ülke olmasından kaynaklı hâlâ bir sürü sorunu var. Orta Doğu’da dert hiç bitmiyor. İnsanların gözü bu bölgenin üstünde, o yüzden çok karışık bir yer.  Biz de bundan payımızı alıyoruz. Siyaset buralarda çok karmaşık. 2000’ler dünyada da enteresan. Küresel ısınma var, mülteci sorunları var.  Bir karabasan yaklaşıyor sanki.

Peki, ülkeyi terk etmek geçiyor mu aklınızdan? Bir dönem ABD’ye yerleşeceğiniz konuşulmuştu.

Erener-O yanlış anlaşıldı. Ben New York ve Chicago’da yaşadım ama bir şeyler üretmeye gitmiştim. Dünyada iyi müzisyenlerle çalışmak gibi projelerim var, bunlar için dönem dönem insanlar uzak bir yerlerde kalıp geri dönerler ama benim için ailemden, kökümden, anadilimden tamamen kopmak söz konusu değil. Buradayım.

2 EYLÜL 2016 BİRİNCİBÖLGE

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Birinci Bölge | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.